Anasayfa  
     Sendikamız  
     Genel Merkez ve Şubeler  
     Üyelik İşlemleri  
     Vizyonumuz  
     Anlaşmalı Firmalar  
     Üye sayıları  
     Mevzuat  
     Yayınlarımız  
     Hukuk Köşesi  
     Köşe Yazıları  
     Genel Merkez iletişim  
     Tüketici Köşesi  
     Haberler  
     Şubelerden Haberler  
     Duyurular  
     Diğer Sendikalar  
     Fotoğraflar  
     Videolar  
     IBAN NUMARASI  
       
     
 
  MEMUR-SEN
  EĞİTİMBİR-SEN
  KÜLTÜRMEMUR-SEN
  BAYINDIRMEMUR-SEN
  BİRLİKHABER-SEN
  TOÇBİR-SEN
  BUROMEMUR-SEN
  BEMBİR-SEN
  SAĞLIK-SEN
  DİYANET-SEN
 
     
     









     
     
   
 
Haber 7
 
     
 
TCMB Döviz Kuru
Alış1.4994
Satış1.5066
Alış1.9241
Satış1.9334
YTL
YTL
YTL
YTL
 
 
Haber listemize kaydolarak tüm yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

 
Ziyaretçi Sayısı : 542828,
Hit : 1073777
 
 
 
 
Genel Merkez
16/07/2010
DEMOKRATİKLEŞMEYE VE REFERANDUMA ‘EVET’,

Memur-Sen tarafından Mardin’de düzenlenen “Terör, Anayasa Değişikliği, Referandum ve Demokratikleşme Süreci” konulu çalışma toplantısında, demokratikleşmeye ve referanduma ‘evet’, şiddete ve teröre ‘hayır’ mesajı verildi.

 

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun başkanlığında Grand-Yay Oteli’nde düzenlenen toplantıya, Memur-Sen Genel Sekreteri ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar, Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri ve Enerji-Bir-Sen Genel Başkanı H.Bayram Tonbul, Genel Mali Sekreter ve Büro-Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, Genel Eğitim ve Dış İlişkiler Sekreteri Ahmet Kaytan, Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, Toç-Bir-Sen Genel Başkanı Günay Kaya, Ulaştırma-Memur-Sen Genel Başkanı H.İbrahim Kütük, Birlik-Haber-Sen Genel Başkanı Ali Erdoğan, Bayındır-Memur-Sen Genel Başkanı Abdulhadi Karasaban,  Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı sendikaların genel merkez yönetim kurulu üyeleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden 29 il temsilcisi ve diğer bölgelerden de 10 il temsilcisi katıldı. İki gün süren toplantının ardından terör, bölgesel kalkınma, gelir dağılımı, anayasa değişikliği, demokratikleşme ve referandum süreci ile ilgili bir ‘Sonuç Bildirisi’ yayınlandı. 

 

Bildiriyi okuyan Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, ülkenin birliğini ve dirliğini yok etmek, büyümesini ve gelişmesini engellemek, medeniyet köklerinin inşa ettiği kardeşlik iklimini bozmak isteyenlere, bu ülkede 81 Mardin olduğunu, 81 Sakarya, 81 Burdur, 81 Niğde, 81 Diyarbakır, 81 Trabzon, 81 Urfa olduğunu hatırlatmak için Mardin’de olduklarını söyledi.

 

BU TOPRAKLARIN ÇİMENTOSU KARDEŞLİKTİR

“Bu toprakların çimentosu, kardeşliktir” diyen Gündoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu toprakların mayasında ve özünde, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma vardır.

 

Bu topraklarda dayatmaya, hesaplaşmaya ve paylamaya yer yoktur.

 

Bu topraklarda ve bu toprağın insanlarında birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu vardır.

 

Bu ülkenin ve insanlarının hamurunda var olan bu kardeşliği ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmez.

 

Hiçbir kirli oyun, hiçbir kirli tezgâh; birlikte oluşturdukları desende birlikte yaşamayı başarmış bu milleti ayrıştıramaz ve ayrıştıramayacaktır.”

 

 *    SORUNLARIN TEMEL NEDENİ DEMOKRASİ ÜZERİNDEKİ VESAYET

Türkiye’de yaşanan sorunların temel nedeninin, demokrasi üzerindeki vesayet olduğunu kaydeden Gündoğdu, “Maalesef, vesayetin kurucu, taşıyıcı aktörleri ve onun devamını sağlayan kurumlar var. Merkezi, seçkinci ve otoriter zihniyetten beslenen vesayetçi anlayışın, siyaset kurumunda da temsilcileri ve uzantıları bulunmaktadır.

 

Toplumu kontrol altına almak ve ona tahakküm etmek isteyen bu zihniyetin taraftarları ve taşeronları; yolun sonuna geldiklerinin, denizin bittiğinin farkına vardıkça daha saldırgan, daha insanlık dışı tavırlar sergilemektedirler.

 

Bu saldırgan çırpınışlarının, egemenliklerinin sona eriyor olmasından ve güçlerinin tükeniyor olmasından kaynaklandığını biliyor ve diyoruz ki; milletle güreşe tutuşmak aptallığına düşenler için yenilgi dışında bir seçenek yoktur.

 

Ülkemizin küresel ve bölgesel sorunlara çözüm üretme gücü elde ettiği son dönemde bu durumdan rahatsız olanlar ve onların taşeronları bu sefer hak ettikler cevabı alacaktır.

 

 

 

 

Çünkü bu ülke teröre binlerce can verdiğini ve terör yüzünden milyarlarca liralık kaynağını heba ettiğini fark etti. Artık, terörün sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini idrak etti.

 

Demokratikleşmeye, sivilleşmeye ve özgürleşmeye yöneldi. Bu durumun en büyük sonucu, son 50 yıldaki en önemli anayasal metin olarak değerlendirdiğimiz ve 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma sunulacak olan anayasa değişikliği paketidir” şeklinde konuştu.

 

 *    12 EYLÜL 2010 VESAYETÇİ VE VELAYETÇİ ZİHNİYETTEN KURTULUŞ GÜNÜ OLACAKTIR

Anayasa değişikliği paketinin, 12 Eylül 1980’de, demokrasisi üzerine vesayet, iradesi üzerine velayet konan bu milletin özgürleşmesinin; devletin sivilleşmesinin, anayasa yargısının yasama erkinin, idari yargının yürütme erkinin alanını taciz etmemesinin zeminini hazırlayacağına inandıkları için Anayasa değişikliği paketine “evet” diyeceklerini vurgulayan Gündoğdu, “Milletimizin de ‘evet’ demesini isteyeceğiz. Çünkü 12 Eylül 2010, 12 Eylül 1980’de kurumsallaştırılan vesayetçi ve velayetçi zihniyetten kurtuluş günü olacaktır. İnanıyoruz ki; annelerin sadece güldüğü, şehit cenazelerinin olmadığı bir Türkiye isteyenler, 12 Eylül 2010’da sandığa giderek ‘evet’ diyecekler” dedi.

 

Bildirinin sonunda, Memur-Sen Mardin İl Temsilcisi Mustafa Aydın, Gündoğdu’ya, günün anısına bir plaket vererek, toplantının Mardin’de düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

 

Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, tarafından okunan bildiride aşağıdaki maddelere yer verildi.

 

1- Devletin görevleri ve varoluş sebepleri; vatandaşlarının yaşama, güvenlik, adalet, özgürlük ihtiyaçlarını karşılamaktır. Devlet, her türlü ideolojiye, inanç ve felsefi görüşe eşit mesafede bulunmalıdır. Devlet; totaliter, otoriter ve dayatmacı olamaz, olmamalıdır.

2- Devlet; “demokrasi”, “insan hakları”, “özgürlük, barış içinde ve beraber yaşama”  değer ve taleplerini, bir ideolojinin unsuru ya da dayatması olarak görmemelidir. Devletin, vatandaşlarını tek tipleştirmek gibi bir hedefi olmamalıdır.

3- Ülkemizin farklı inançlara, farklı kültürlere ve farklı etnik kimliklere ilişkin çeşitliliği devlet eliyle değiştirilemez. Dinsel, kültürel ve etnik çeşitliliği ve farklılıkları zenginlik olarak görmemek, ayrılma ve ayrışma gerekçesi olarak göstermeye çalışmak ancak kötü niyetle açıklanabilir.

4- TBMM, terör dahil her türlü sorunun çözümünde merkez olmalıdır. Herkes Meclisin iradesine saygı göstermelidir

5- “Vatandaşını potansiyel tehlike olarak gören Devlet” anlayışı terk edilmelidir.  Özgürlükçü ve katılımcı demokrasinin kökleşmesi; örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması sivil toplumun güçlendirilmesiyle mümkündür. Bu çerçevede, hiç bir bireyi veya grubu siyasetten, kamu alanından, örgütlenme hakkından yoksun bırakmayan bir zemin oluşturulmalıdır.

6- Düşünce, din ve inanç özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasında ve teminat altına alınmasında yaşanan sıkıntılar, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile hukukun evrensel ilkeleri doğrultusunda ivedilikle giderilmelidir. Bu kapsamda, öncelikle eğitim olmak üzere her alanda fırsat eşitliği tesis edilerek toplumsal ve kültürel eşitsizlikler giderilmeli, anadil öğretimi imkanları sağlanmalıdır.

7- Geçmişte denenmiş antidemokratik ve hukuku zorlayan OHAL ve benzeri uygulamalar, ülkenin barış, huzur ve güvenliğine katkıda bulunmadığı gibi kaos ve huzursuzluğu artırmıştır. Bu nedenle, sivil ve demokratik yöntemlerin dışına çıkılmamalıdır. 

8- Herkes ve her kurum, daha duyarlı ve daha kucaklayıcı bir dil kullanmaya özen göstermelidir. Mülki ve idari amirler başta olmak üzere bütün kamu görevlileri, toplumun değerleriyle barışık olmak konusunda hassasiyet göstermelidir.

9- Ülkemizde, demokrasinin bütün kural ve kurumlarıyla hayata geçirilememesinin, demokrasi kültürünün derinlik kazanamamasının temel sebebi, darbe ve müdahalelerle hayat bulan vesayet rejimidir. Demokratik parlamenter rejime yönelik darbeler, militarist kalkışmalar, vesayetçi dayatmalar; Türkiye’nin demokratik, siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan gelişmesine engel olurken darbecilerin, vesayetçilerin ve taraftarlarının yer aldığı egemen ve mutlu bir azınlık sınıfı oluşturmuştur.

10- Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engel, toplumsal çoğulculuğu sağlamayan ve geniş bir meşruiyet zeminine sahip olmayan darbe ürünü 12 Eylül Anayasasıdır. 

 
05 Eylül 2010 Pazar    
 
 
 
YETKİMİZ HAYIRLI OLSUN
Farkımız Belli, Hakkımız Yetki
Sendikal ve Demokratik Hakları Çalıştayı Tamamlandı
 
 
     
 
 
 
 
 
Enerji Bir Sen
Özveren Sokak No:9 Kat:3 Demirtepe/ANKARA

Telefon: 0312 230 48 70
Faks: 0312 230 48 71
E-Mail:enerji@memursen.org.tr

© 2008 Enerji Bir Sen, Sitede yer alan logo ve bilgilendirme metinleri marka sahiplerine aittir.
Siteye ait hiçbir içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.


Enerji-Bir Sen Vektorel Logo