|
Egemenliğin sahibi olan millet, Anayasa hazırlama yetki ve gücünü kullanma imkanından bilindik sebeplerle mahrum bırakılmıştır. Memur-Sen olarak sivil idarenin, sivil bir irade ile yeni bir Anayasa yapmasının zamanı geldiğini söylüyoruz.
Yeni anayasada yapılması gereken taleplerimizin özeti şöyledir:
*BAŞLANGIÇ HÜKÜMLERİ, ANAYASANIN İÇERİĞİNE GÖRE GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR.
1961 Anayasası’yla anayasacılık anlayışımıza giren ve 1982 Anayasası ile devam ettirilen “Başlangıç Bölümü” tercihine; söz konusu bölüm “resmi ideoloji”nin manifesto belgesi olarak kullanılmaya devam edilmesine, içeriği ve uygulayıcısı toplumun büyük bir bölümü açısından müphem olan “Kırmızı Kitap” vesvesesinin devamına dayanak olarak kullanılacaksa yeni Anayasada başlangıç bölümüne yer verilmemelidir. Ancak, bu bölüm, ortaya konacak yeni Anayasa’nın özgürlükçü kimliğine, bireyleri özgürleştirme amacına ve demokratik, şeffaf ve hesap verir Devlet idealine hizmet edecek ve millet, üniter devlet, lâiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti gibi kavramları “kuşkulanan devlet”ten, “kucaklayan devlet”e doğru yönelmeyi sağlayacak bir şekilde tanımlamaya ve yorumlamaya imkan verecek bir bakış açısına zemin hazırlayacak biçimde kaleme alınacaksa Başlangıç Bölümü’nün bulunması yararlı olacaktır.
*ANAYASA ELİYLE DARBEYE ZEMİN OLUŞTURULMAMALIDIR.
82 Anayasası, Cumhuriyetin niteliklerini belirlemiştir ama betimlememiştir. Bu betimleme eksikliği, gerek millete gerekse Devlete; bu kavramlara yönelik keyfi tanımlamalara dayanan gerekçelerle demokratik, parlamenter ve Anayasal rejimin doğrudan veya dolaylı kesintiye uğratılması sonucunu doğuran askeri darbelere ve muhtıralara sürekli muhatap olmak gibi kuruluşun ve var oluşun temelini oluşturan “milli egemenlik” kavramıyla örtüşmeyen demokrasi dışı süreçlere zemin hazırlamıştır.
*TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERLE İLGİLİ YORUMLAR, BİREYDEN YANA OLMALIDIR.
Yeni Anayasanın temel hak ve özgürlükler konusundaki temel yaklaşımı özgürlüklerin teminat altına alınmasında ve kullanılmasında hakların genişletilmesine yönelik yorum yapılmasına imkan vermek olmalıdır. Kişi hak ve özgürlüklerinin düzenlenmesinde hakkın tanımlanması ve soyut hükümlerle teminat altına alınması yanında özellikle aktif statü hakları yönüyle Devletin etken görev ve sorumluluklarına mutlak surette yer verilmelidir.
Yeni anayasa, “inançlarını ibadete dönüştüren insanlar üzerinde laiklik” ilkesinin “Demoklesin Kılıcı” olarak kullanılmasına son verecek, dini ve dindarları cumhuriyet ve demokrasinin uslanmaz düşmanları olarak görmek özürlülüğünü sona erdirecek bir iklimi barındırmalıdır.
*DÜŞÜNCESİNİ AÇIKLAYAN BİREY, DAHA SONRA BU DÜŞÜNCESİNDEN DOLAYI BASKI GÖRMEMELİDİR.
Anayasal metinlerin tereddüde yer vermeyecek biçimde düzenlemek zorunda olduğu temel hak ve özgürlüklerden birisi hiç şüphesiz düşünce ve kanaat hürriyetidir. Düşüncesini açıklamaya zorlanmamak kadar açıkladığı düşünce yüzünden zor durumda kalmamak da teminat altına alınmalıdır. Düşünce ve kanaatlerini açıklamak konusunda zorlanamayan ancak açıkladığı düşünce ve kanaatleri nedeniyle zor durumda kalan bireylerin manşete taşındığı ülke olmaktan kurtulmak gerekmektedir. Yeni anayasa, düşünceyi suç olmaktan çıkaran ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düşünce ve kanat hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olarak gören bir anlayışla teminat altına alan bir hükmü içermelidir.
*EĞİTİM HAKKI SORUN OLMAKTAN ÇIKACAK ŞEKİLDE DÜZENLENMELİDİR.
Eğitim hakkı; “fırsat ve imkân eşitliği”, “hayat boyu öğrenme” ve “din eğitimi ve öğretimi” konularını sorun olmaktan çıkaracak şekilde düzenlenmeli ve teminat altına alınmalıdır.
“Anayasal kurum” sıfatının arkasına sığınarak bireylerin eğitim hakkını Anayasanın lafzıyla örtüşmeyecek biçimde sınırlayan ve yok sayan kimi kurumlarca sahnelenen “bizimkiler ve ötekiler” oyununa son verilmelidir.
* TOPLU SÖZLEŞME VE GREV HAKKI KAMU ÇALIŞANLARINA DA VERİLMELİDİR
“Toplu sözleşme ve grev hakkı” yoksa sendika kurma hakkından söz edilemez. Toplu sözleşme ve grev hakkı gibi sendika olarak anılmayı ve görülmeyi sağlayan iki unsurdan yoksun olduktan sonra kamu görevlilerine tanınan hakkın sendika kurma hakkı değil öznel nitelikleri bulunan dernek kurma hakkı olduğunu söylemek yanlış olmamak gerekir.
*KAMU ÇALIŞANLARINA SİYASET YASAĞI KALDIRILMALIDIR
Demokrasimiz, kamu görevlilerine yönelik siyaset yasağı kalktığında topallıktan kurtulacak. Yeni anayasa, topluma seçme sınırlılığı getiren, kamu görevlilerini siyaset kurumu içerisinde çözüm üretme arayışlardan men eden ve seçilme konusunda ekmekle adaylık arasında tercih yapmak zorunda bırakan bu ayıba son vermelidir. Kamu görevlisi sıfatıyla seçebilenler, aynı sıfatla siyaset yapabilme ve seçime katılabilme imkanından yararlanmadığı sürece gerek seçme hakkı gerekse seçilme hakkı yönüyle sınırlı demokrasiyi kabul ediyoruz demektir. Oysa, yeni anayasa, sadece özgürlüklere değil demokrasi algımıza dayatılan sınırlamaların da yok edicisi olmak durumundadır.
*YARGI YOLUNUN KAPATILDIĞI HİÇBİR EYLEM VE İŞLEYİŞ OLMAMALIDIR.
Hukuk Devleti olabilmenin ön şartı yargı yolunun kapatıldığı eylem ve işlemin olmamasıdır. Hukuk devleti ilkesi, bütün uygar demokratik rejimlerin temel özelliklerinden biridir. Hukuk devleti’nin en önemli niteliği ise hiçbir idari işlem ve eylemin yargı dışı kalmamasıdır. Bu bağlılığı somutlaştıracak uygulama ise idarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargısal denetime tabi olmasıdır.
*YÖK KALDIRILMALIDIR
YÖK’ün Anayasal kimliğine ve varlığına son vermedikçe özerk üniversite ve özgür bilim hedefi ütopyadır.
SONUÇ
Sonuç olarak diyoruz ki, özgür toplum ve yeniden büyük,güçlü,bulunduğu coğrafyada saygın,insanları mutlu ve gelecek kaygısı taşımayan bir TÜRKİYE için,toplumun üzerinde mutabık olduğu bir anayasa.
|